Hemen her türden iyileşme sanıldığı gibi çok çaba istemez. İyileşme için gerçekten gerekli
olan şeyler o kadar azdır ki. Üstelik hemen hepsi de bizde zaten bulunan şeylerdir. Genellikle belli bir yapma etme eyleminden çok yapmama etmeme ile birlikte gerçekleşir iyileşme. Şunları bunları yaparsan iyileşeceksin telkinlerinin tersine bir durumdur bu. Hem yeryüzü için hem de bireyler için geçerlidir bu. Dünyanın altını üstünü ormanını, ağacını kemirmeyi bırakmak dünyayı iyileştirir, ne kadar basit değil mi? Peki insan türü bunu yapabilir mi? Hayır. Bunun gibi her tür aşırılığı, açlıkların peşinde koşup paramparça olmayı bırakmak da bireyi iyileştirir. Bırakabilir mi, hayır. Oysa bıraksa iyileşme yoluna girecek, girebilir mi, yine hayır. Tabi herkesin kendi yolculuğunda bulabileceği türden yanıtlar bunlar. Her birey kendi ritmiyle bulur sorularını da yanıtlarını da, söylediğimiz şey genel insanlık durumuna ilişkin elbette.
Görüldüğü gibi sadece bazı eylemleri yapmamakla iyileşebiliyoruz. Ancak bu söylendiği kadar kolay olmuyor. Komik ya da ironik gelebilir ama bir şeyi yapmamak o kadar da kolay değil. Keyf ya da konfor adı altında sunulan ve insanı yavaş yavaş bağımlı hale getirerek öldüren mal ve hizmetleri kullanmayı hemen bırakabilir misiniz? Aşırı yemeği, içmeyi, endüstriyel beslenmeyi bırakabilir misiniz hemen? İçkiyi, sigarayı, uyuşturucuları, ilaçları, uyarıcıları, sevmeden sevişmeyi yani seksi, televizyonu, manyakça alışverişi, korkularını hemen bırakabilir misin? Hayır. Bunları bırakmamanın sonu cehennem olsa da buna rağmen vazgeçmemek. Şair ne diyor, yok başka cehennem. İşte cehennem bu, başka bir cehennem aramayalım..





